| |
Eğitimde Tiyatro
Yrd.Doç.Dr. Tülin SAĞLAM
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi
Kaynak :
http://yayim.meb.gov.tr
20. yüzyılın ilk yarısından itibaren gelişen modern eğitim anlayışı
içinde dramatik oyunun ve tiyatronun ayrıcalıklı bir yeri vardır.Modern
eğitim bilimcilerinin birçoğu eski eğitim sisteminin çocuğu; edilgin,
sürekli alıcı durumunda bırakan, öğrenmeye değil ezberlemeye yönelten,
bir sürü gereksiz ayrıntıyla yoran, koşullandıran, düşünmeye değil kabul
etmeye iten yapısına karşı çıkmışlardır. Çocuğun küçük bir yetişkin
değil hayatının çocukluk dönemini yaşayan bir birey olarak algılanması,
eğitimin merkezine konması ve eğitime onun bulunduğu yerden başlanması
gerektiği modern eğitimciler tarafından savunulmuştur.Çocuğun, yaparak,
yaşayarak, tüm bedenini kullanarak içine girdiği konuyu daha iyi
anladığı, bilgiyi özümsediği ve onun en doğal ve zevkli öğrenme yolunun
oynamak olduğu bilinen bir gerçektir.Çocuk daha çocukluğunun ilk
yıllarından başlayarak kendisini ve çevresini oynayarak tanımaya
çalışır.Çocuğun kendisini bir başkasının -anne, baba, öğretmen, doktor
vb.- yerine koyarak bir rol aldığı oyunlara dramatik oyunlar
denir.Modern eğitimciler çocuğun bu en doğal öğrenme biçiminin okul
eğitimi içinde de yer alması gerektiğini ve böylece çocuğun sadece
zihninin değil duygularının ve bedeninin de eğitilip gelişeceğini
söylemişlerdir.Böylece 1920’li yıllardan başlayarak dramatik eylem
etkili bir öğrenme yöntemi olarak kabul edilmiş ve dramatik eğitim
birçok ülkede hızla yaygınlaşmıştır.
İngiltere ve Amerika’da atılan ilk adımları Kanada ve
Avusturalya’dakiler izlemiş ve giderek dünyanın dört bir yanında
dramatik oyun ve/veya tiyatronun içinde yer aldığı ders programları
geliştirilmiştir.Yöntemler ve amaçlar giderek farklılaşmışsa da dramatik
eğitimin temel düşüncesi aynı kalmıştır:Eğitimin merkezinde çocuk/genç
ve dramatik deneyim(rol alma) olmalıdır, yaparak öğrenmek esastır.Bir
sanat formu aracılığıyla kendini ifade eden çocuk/genç bundan estetik
bir haz alır; bu da öğrenmeyi zevkli hâle getirir.
Bugün uygulanan birçok değişik yöntem dramatikeğitimya da eğitseldrama
başlığı altında incelenir. Bu yöntemlerden iki tanesi büyük ölçüde kabul
görmüştür. Eğitimde drama ve eğitimde tiyatro.Bu yazıda eğitimde tiyatro
konusu üzerinde durulacaktır.Ancak iki yöntem arasındaki farkı ortaya
koyabilmek için kısaca eğitimde dramadan söz etmek yararlı olur.
Eğitimde drama terimindeki drama sözcüğü yaratıcı düşüncenin, hayal
gücünün empati, özdeşleşme ve kendini bir başkasının kişiliği
aracılığıyla ifade etme yoluyla eyleme dönüşmesi anlamına geliyor.Bu
süreç çocuk oyunları, doğaçlama ve rol oynamayı içerir. Çocuk ya da
gençler bir liderin önderliğinde, ortaya bir gösteri çıkarma kaygısı
duymadan, dramatik deneyimler yaşarlar, oyunlar oynarlar. Ancak bu
oyunlar yazılı bir metne dayanmaz, doğaçlama yoluyla katılımcılar
tarafından yaratılır.Amaç katılımcıların bir süreçten geçmeleri ve
yaratıcı imgelemlerini bir sanat formuyla özgürce dışa vurmalarıdır. Bu
süreç sonunda ortaya bir gösteri de çıkabilir ve seyirciye sunulabilir
ama çalışma bu gösteriye yönelik yapılmaz.Bu süreç katılımcıların
kişilik gelişimi için olduğu kadar belli bir dersi öğretme amacıyla da
kullanılabilir.Ne amaçla kullanılırsa kullanılsın önemli olan çocuk/genç
katılımcılarca bu deneyimin yaşanması ve ortaya çıkan her ürünün onların
malı olmasıdır.Kendini bir başkasının yerine koyarak diğer insanlara
karşı daha duyarlı olabilme, kendini ifade etme, konuşma, problem çözme
yetilerinin gelişmesi, topluca çalışma ve iş birliğini öğrenme bu
çalışmalardan beklenen belli başlı sonuçlardır.
Eğitimde tiyatro ise profesyonel grupların çocuk ve gençler için ve/veya
onlarla birlikte yaptığı gösterilere verilen addır. Bu gruplar
oyuncu/öğretmenlerden oluşur ve genellikle sosyal sorunlar ya da ders
konularıyla ilgili programlar hazırlar ve bunları okullarda sunarlar.
Burada program kelimesi özellikle kullanılmıştır.Çünkü bu gruplar sadece
bir oyun sergilemekte kalmıyor, oyun öncesi ve sonrası etkinliklerle,
seyirciyi oyuna katarak ele alınan konunun derinlemesine irdelenmesini
amaçlıyorlar.Bu grupların birincil amacı seyirciyi tartışmalı bir konu
üzerinde düşünmeye zorlamak, seyircinin konuyu daha iyi kavramasını ve
hissetmesini sağlamaktır. Eğlendirmek birincil amaç olmamakla birlikte
asla gözardı edilmemesi gereken bir konudur.Seyircinin ilgisini
çekebilmek, onu oyuna katabilmek için değişik yöntemler denenmeli,
tiyatro teknikleri belirli eğitsel amaçların hizmetinde
kullanılmalıdır.Çocuk tiyatrosu ile eğitimde tiyatro grupları arasındaki
temel fark niyette yatar.Çocuk tiyatrosu okullara birincil amacı
eğlendirmek olarak gelirken, eğitimde tiyatro grubunun amacı değişimi
etkilemek ya da tiyatro aracılığı ile ele alınan konuyu
aydınlatmaktır.Bu gruplar malzemelerini seslenecekleri yaş grubuna ve o
çocukların gereksinimlerine göre bulur ve düzenler; seyircinin
katılımını ister, onlara rol verir, bazı kararlar vermelerini ve sorun
çözmelerini isterler. Buna göre programın yapısı esnek olmalıdır.Gruplar
öğretme işinin öneminin farkındadırlar ve okullarla işbirliği hâlinde
çalışırlar.
Görüldüğü gibi eğitimde tiyatro kendine has özellikleri olan değişik bir
tiyatro deneyidir.Dr.Tony Jackson da (ManchesterÜniversitesi Tiyatro
Bölümü ÖğretimÜyesi) bu çalışmaların yeni bir tiyatro türü olarak
görülmesi gerektiğini savunmaktadır.Jackson’a göre eğitimde tiyatro öyle
bir tiyatro biçimidir ki okulların ve tiyatronun ihtiyaçlarına doğrudan
verilen cevaptan doğmuştur. Tiyatronun tekniklerini ve yaratıcı
potansiyelini eğitimin hizmetine sunmak için uğraş vermiştir.
Eğitimde tiyatro düşüncesi ilk kez 1965 yılında İngiltere’de ortaya
çıkmıştır.Dünyanın ilk eğitimde tiyatro grubu Coventry’de
EğitimTopluluğunda Belgrad Tiyatrosu(Belgrade Theatre in
EducationCompany) adıyla kurulmuştur.II.Dünya Savaşı’ndan sonra
neredeyse bütünüyle yıkılmış olanCoventry’yi tekrar inşa etmek
gerekmiştir.Bu inşa sırasında Belgrad’dan gelen ahşap malzeme yardımı
dolayısıyla yeni kurulan bu tiyatroya Belgrade Tiyatrosu(1965) adı
verilmiştir.Aynı yılEğitimde Tiyatro grubunu kuran topluluk otuz yıldır
bu hizmetini sürdürmektedir.Gerçekleştirilen ilk programdaki oyunun adı
Küllerin Dışında’dır. Coventry’de bir hava akını ve sonrasındaki yaşamı
ele alan oyun doğaçlama tekniğiyle oluşturulmuş, sonra yerel bir yazarın
yardımıyla metin hâline getirilmiştir.Belgrade Tiyatrosu’ndaki ilk
programın yapımcısı olanGordonVallins bölge çocuklarını tiyatroya çekme
yolları ve tiyatronun genç insanlara sunulma biçimiyle ilgili çalışmalar
yapıyordu.Vallins ele alınacak malzemenin gençlerin yaşamıyla ilgili
olması ve meraklarını çekici, kamçılayıcı olması gerektiğine
inanıyordu.Konu güncel hatta bildik bile olmak zorunda değildi ama
çözülmesi gereken bir konu ya da sorunu içermeliydi. Vallins’in bu
çabaları onun 1966 yılındaki istifasından sonra devam ettirildi ve
Belgrade Tiyatrosu önemli başarılara imza attı.Bu tiyatrodan ayrılan
insanlar Leeds,Edinburgh,Londra gibi şehirlerde benzer merkezler kurup
bu hareketin İngiltere çapında yaygınlaşmasını sağladılar. Daha sonra bu
hareket Amerika’ya sıçradı ve giderek dünya çapında yaygınlaştı. Zaman
içinde bu gruplar farklı yaş grupları için bir dizi program
oluşturdular.Okul öncesi çocukları, ilk ve orta öğrenim gençliği için
oluşturulan programlarda bazen aynı konu değişik yöntemlerle ele
alınıyordu.UlusalSanatKonseyi,yereleğitim otoriteleri ve diğer yerel
kuruluşlarca desteklenen bu grupların bazıları yerel tiyatrolara
bazıları da akademik kuruluşlara bağlandılar.Grupların yöntem ve
amaçları farklılık göstermekle birlikte hemen hemen hepsinde
oyuncu/öğretmenler yer alır, malzemelerini kendileri araştırıp hazırlar
ve seslendikleri grubun gereksinimlerine göre programlarını
oluştururlardı.Oyuncu/öğretmenler bu programı öğrencilerin ilgisini
çekebilecek bir biçimde sunarlar ve sonra öğrencilerle grup üyeleri
konuyu keşfetmek üzere bir yolculuğa çıkarlardı.Burada oyuncuların
oldukça zahmetli bir iş yaptıkları açıktır.Hem seyirciyi oyuna katacak,
hem ondan gelen tepkileri değerlendirecek hem de rollerinde kalmayı
sürdüreceklerdir.Çünkü vurgu öğrenme üzerinde olmakla birlikte bir sanat
formu olarak tiyatronun değeri ve hazzı ihmal edilmemelidir.Eğer
programın başarıya ulaşması isteniyorsa öğrenme ile estetik haz arasında
iyi bir denge kurulmalıdır.Aksi hâlde gösteriler kolaylıkla didaktizmin
pençesine düşer ya da sadece eğlencelik olma tehlikesiyle karşı karşıya
kalırlar.Sınıf öğretmenleri bir programın başarısında anahtar kişi
konumundadırlar.Bu nedenle bireğitimde tiyatro grubunun gelişinden en
çok yararı sağlayabilmek için okullarla iş birliği yapılması gerekir.Bu
konuya hevesli öğretmenlerin çokluğu bu hareketin kısa sürede
yayılmasındaki en önemli etkenlerden biri olmuştur.
Eğitimde tiyatro hareketindeki hemen bütün gruplar aynı prensiplerle
çalışırlar.
– Okulla iş birliği yapılır ve okula gitmeden önce programla ilgili bazı
malzemeler okula gönderilir.Bu yolla öğretmen öğrencilerle ele alınacak
asal problem üzerinde önceden konuşabilir ya da bu malzeme ile bir
dahaki buluşmadan önce sahneyi hazırlayabilir.Ayrıca öğretmenler için
gerekirse atelye çalışmaları düzenlenir ve sunulacak programın amacı,
yöntemi açıklanır.
– Bazı programlar esprili, bazıları ciddî ama hepsi düşünmeye yöneltici,
uyarıcı, zorlayıcıdır.
– Seyirci katılımı istenir.Çeşitli yöntemlerle gerçekleştirilebilecek bu
katılımda amaçlanan çocukların sorunlu bir durum içine girmeleri ve
karar vermeleridir.Gösterinin ortak çaba ile oluşması söz konusudur.
– Küçük çocuklarla yapılan çalışmalarda öğretmenlerin rol alması yararlı
görülür.
– Gösteriden sonra öğrencilerle yapılan tartışma, atölye çalışması vb.
etkinlikler yer alır.Bunlara drama çalışması da katılabilir.
Seyircinin yaşamıyla ilintili konuları, seyirci katılımı, doğaçlama ve
gösteri sonrası oyuncu-seyirci tartışması ile eğitimde tiyatro grupları
bütünüyle yeni bir öğrenme yöntemi sunarlar.Kathy Joyce, eğitimde
tiyatronun geleneksel tiyatro yöntemleriyle modern eğitim düşüncesini
birleştiren eşsiz bir karışım olduğunu ve seyirci üzerinde doğrudan
zihinsel ve duygusal etki yaratarak öğrenme için bir ortam yarattığını
söylemektedir.Bu ortam öğrencilerin eleştirel düşünebilme, kişisel
sorumluluk alma yetilerinin gelişmesine yardım eder, yaratıcı düşünceyi
cesaretlendirir, daha derinden hissetme ve algılamayı sağlar.
Eğitimdetiyatro grubunun programının değerlendirilmesi oldukça güçtür;
çünkü doğası gereği öznelliğe açık bir konuda nesnel bir yargılama
yapmak gerekmektedir.Tony Jackson bir grubun yaptıklarını değerlendirmek
için şu kriterleri önermiştir:
1. İçerik sunulmaya değer mi ve seyirciyi ne kadar ilgilendirir,
bilgilendirir?
2. Malzeme iyi sunuluyor mu ve grup seyirci ile iyi bir iletişim
kurabiliyor mu?
3. Doğru yaş grubu ve uygun seyirci sayısı saptanabildi mi?
4. Öğretmenler ne kadar katıldı ve program okul müfredatı ile ilgili mi?
5. Aktörler programın amaçlarına ne kadar bağlılar?Tartışmaya,
eleştiriye açıklar mı?Çalışmalarını geliştirme istekleri görülüyor mu?
6.Bu grubun yaptıkları çocukların eğitimine hangi özel katkıyı yaptı?
Doğaldır ki bunun gibi başka listeler de hazırlanabilir ve kesin bir
soru listesi yoktur.Ancak söz konusu kriterler bu gruplarla çalışacak
insanların dikkatlerini en çarpıcı noktalara çekmeye yardım edebilecek
niteliktedir.Bu kriterlerin yanısıra bireğitimde tiyatro grubunun
çalışmalarının şu üç unsuru mutlaka içermesi gerektiği de göz önünde
bulundurulmalıdır.
1.Hazırlık malzemesinin grubun ziyaretinden önce okula gönderilmesi
2. Grubun gösterisini sunumu
3. Gösteriden sonra tartışma veya bir atölye çalışması
Eğitimde tiyatro çalışması, yaptığı araştırmaları, sorduğu soruları,
seyirciyle birlikte oluşması ile uyaran, zorlayan, meydan okuyan bir
tiyatro türü olarak ortaya çıkmaktadır. Kişisel tepki ve eylemi
güdüler.Sosyal konular ve ders programları hakkında eleştirel düşünceye
yöneltir.Genç ve yetişkin insanların yaşamını canlılık, doğrudan olma ve
bugünün sorunlarına olan ilgisiyle zenginleştirir.Öğretmek, eğlendirmek,
önemli sosyal sorunlar hakkında tartışmaya yöneltmek, uyarıcı olmakla
çağdaş eğitimin amaçlarına hizmet eder.
Kaynakça
1.Jackson,Tony ed., (1960), Learning Through Theatre, Manchester
University Press, Manchester.
2. McCaslin,Nellie, (1990), Creative Drama in the Classroom, Longman,
New York.
3. O’Toole John, (1976), Theatre in Education, London, Hoddor and
Stoughton.
4. Robert, Landy, (1982), Handbook of Educational Drama and Theatre,
Greenwood Press, Westport. |
|